Özel Denetçilik

ÖZEL DENETÇİLİK NEDİR?

Soner ALTAŞ

Dünya Gazetesi, 29 Mayıs 2010

1Bilindiği üzere, anonim şirketlerde, beşten fazla olmamak üzere bir veya daha çok denetçi (murakıp) bulunması yasal zorunluluktur. Yine, Türk Ticaret Kanunu’na göre; denetçi bir ise, onun, birden çok ise, yarısından bir fazlasının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekmektedir. Ancak, yazımız konusu olan “özel denetçilik” müessesesi, bu şirket denetçiliğinden oldukça farklıdır. Zira, özel denetçinin görev alanı şirket denetçisine kıyasla daha dar olup, belirli bazı hususların incelenmesi ile sınırlıdır. Bununla birlikte, özel denetçi tayini, Türk Ticaret Kanunu ile, şirket genel kuruluna ve azlık pay sahiplerine tanınmış olan önemli bir imkandır. Ancak, uygulamada yeterince bilinmemesi nedeniyle, nadiren müracaat edilen bir yöntemdir.

Türk Ticaret Kanunu’na göre, anonim şirket genel kurulu, belirli bazı hususların incelenmesi için gerektiğinde özel denetçi seçebilir. Kanun, özel denetçi seçimini gerektirecek olay konusunda bir sınırlama getirmediğinden, paysahiplerinin incelenmesini arzu ettiği ve gerekli gördüğü herhangi bir şirket işi için özel denetçi seçilmesi mümkündür. Örneğin; şirketin inşaat işlerinin ya da vergi cezasına sebebiyet veren olayların incelenmesi amacıyla özel denetçi tayin edilebilir. Özel denetçi tayini konusundaki genel kurul kararı, mevcut oyların çoğunluğu ile alınır.

 

Anonim şirket genel kurulu yanında, azlık ya da azınlık diye tabir edilen pay sahiplerinin de özel denetçi görevlendirilmesini talep etmeleri mümkündür. Dolayısıyla, kapalı anonim şirketlerde şirket sermayesinin en az onda birine, halka açık anonim şirketlerde ise ödenmiş/çıkarılmış sermayenin en az yirmide birine sahip olan ortaklar, genel kuruldan özel denetçi atanmasını isteyebilirler. Ancak, Kanun, bu konuda iki sınırlama getirmiştir. Birisi, haktan faydalanacak olan paysahiplerine diğer ise özel denetim istenen konulara ve zamanına ilişkindir. Buna göre, özel denetçi tayinini isteyen azlık pay sahiplerinin o genel kurul toplantısından en az altı ay öncesinden beri pay sahibi olmaları gerekir. Yine, azlıktan gelen bu özel denetçi talebinin, “son iki yıl içinde gerçekleşmiş” ve de “şirketin kuruluşuna veya idare işlerine ilişkin bir suistimalin gerçekleştirildiği ya da kanun veya anasözleşme hükümlerine önemli bir surette aykırı hareket edildiği iddiasını veya bilançonun gerçekliğinin araştırılması talebini” içermesi gerekir.

 

Kanuna göre, genel kurul bu talebi reddeder ise, azlık, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticari davalara bakmakla görevli mahkemeye müracaat ederek özel denetçi tayin edilmesini talep eder. Ancak, hemen belirtelim ki, azlık bu talebini genel kurula sunmadan doğrudan mahkemeye gidemez. Zira, azlığın özel denetçi tayin edilmesini genel kuruldan talep etmesi ve bu talebinin genel kurul tarafından reddedilmesi, “dava şart”larından birisidir.

 

Yine, dava açabilmek için, azlık pay sahiplerinin gerekli masrafları peşin olarak ödemesi ve dava sonucuna kadar rehin kalmak üzere sahip oldukları pay senetlerini bir bankaya tevdi etmeleri gerekmektedir.

 

Netice itibariyle, ister genel kurul tarafından kararlaştırılmış ister ise azlık tarafından talep edilmiş olsun, özel denetçi tayini, paysahiplerinin şüpheli gördükleri şirket iş ve işlemleri hakkında bilgi edinmelerine yardımcı olan önemli bir imkandır. Ancak, bu hakkın, özellikle azlık pay sahipleri tarafından çoğunluk pay sahiplerini bezdirecek bir şekilde kullanılmaması da gerekir. Aksine bir davranış, yasal bir hakkın amacı dışında kullanılmasına sebebiyet verir.

Scroll to Top