Sermaye Artırım Kararlarının İptali

SERMAYE ARTIRIM KARARLARI İPTAL EDİLEBİLİR Mİ?

Soner ALTAŞ

Dünya Gazetesi, 23 Nisan 2011

1Anonim şirketlerinin olağan genel kurul toplantılarının yapıldığı bir dönemde bulunuyoruz. Bu genel kurullarda alınan kararlardan önem arzeden ve ön plana çıkan sermaye artırım kararlarıdır. Anonim şirket paysahiplerinin zaman zaman mağduriyetine ve şikayetlerine konu olan hususlardan birisi işte bu sermaye artırım kararlarıdır. Rüçhan haklarının ihlali, sermaye artırımında şirketin ihtiyacından ziyade paysahiplerinin zarara uğratılmasının amaçlanması, imtiyazlı paysahiplerinin haklarının ihlali bu şikayetlere örnek olarak gösterilebilir. Bilindiği üzere, anonim şirketlerde, sermaye artırımı, iç kaynaklardan ve dış kaynaklardan olmak üzere iki şekilde yapılabilmektedir. Dış kaynaklardan yapılan esas sermaye artırımında, anonim şirket genel kurulunca sermaye artırım kararı alınabilmesi için, önceki sermayenin tamamen ödenmiş olması gerekmektedir. İç kaynaklardan yapılan sermaye artırımlarında, esas sermayenin tamamen ödenmiş olması koşulu aranmamaktadır.

 

Sermaye artırım kararı, netice itibariyle bir genel kurul kararıdır ve şirket esas sözleşmesinde değişiklik yapılmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarının iptali konusunda 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 381. maddesine göre hareket edilmelidir. Bu çerçevede; sermaye artırım kararının kanun veya esas sözleşme hükümlerine veya objektif iyi niyet esaslarına aykırı olduğunu düşünen paysahipleri sermaye artırımının görüşüldüğü genel kurul toplantısına katılıp karara muhalif kalmalı ve muhalefetini toplantı tutanağına geçirtmeli ve bu karar aleyhine, üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açmalıdırlar. Oyunu kullanmasına haksız olarak izin verilmeyen pay sahipleri de anılan süre içerisinde iptal davası açabilirler.

 

Toplantıya katılamayan paysahipleri ise, toplantıya davetin usulü dairesinde yapılmadığı veya gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediği ya da genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara iştirak etmiş bulundukları iddiasıyla iptal davası açabilirler. Bununla birlikte, şirket sermayesinin artırılması hususu toplantı gündeminde yer almadığı halde genel kurulca görüşülerek karara bağlanmışsa, kendilerine usulüne uygun çağrı yapıldığı halde gelmeyen ortaklar dahi, gündem dışı alınan bu kararın iptalini dava edebilirler.

Diğer yandan iptal davalarında, sermaye artırımının şirketin sermaye ihtiyacından ziyade, paysahiplerini zarara uğratmak ve onların ortaklıktaki kâr, tasfiye payı ve oy oranlarını azaltmak amacıyla yapılıp yapılmadığı da göz önünde bulundurulmaktadır. Bu itibarla, sermaye artırımına gidilme nedeni davanın seyri açısından önem arz etmektedir. Ancak, hemen belirtelim ki, esas sermaye artırımın geçerli olabilmesi için haklı bir gerekçenin gösterilmesi şart değildir.

 

Peki, sermaye artırım kararı batıl ise ne yapılabilir? Örneğin; önceki sermaye ödenmediği halde esas sermaye artırımına gidildiyse yahut sermaye artırım kararı geçerli yetersayı ile alınmamışsa dava açılabilir mi? Türk Ticaret Kanunu’nda genel kurul kararlarının hükümsüzlük haline yer verilmemiştir. Buna karşılık, Yargıtay, yok sayılan kararlar için, TTK’nın 381. maddesinde yazılı üç aylık sürenin değil, genel kuralların uygulanacağına hükmetmiştir. Dolayısıyla, sermaye artırım kararının geçersizliğinin tespiti davası üç aylık süreye bağlı olmaksızın her zaman için açılabilecektir.

Sermaye artırım kararının usulüne uygun şekilde alınması, iptal edilebilir bir nitelik taşımaması ya da iptal davası açılmakla birlikte davanın reddedilmesi ve kesinleşmesi halinde ise, alınan sermaye artırım kararı, genel kurul toplantısında hazır bulunsun ya da bulunmasın, bütün pay sahiplerini bağlar. Bu durumda, paysahipleri, esas sermayenin artırılması sırasında, yeni payları katılma paylarının esas sermayeye oranı miktarında öncelikle alma haklarını, yani rüçhan haklarını kullanırlar. Rüçhan hakkının kullanılması, buna karşılık sermaye artırım taahhüdünün yerine getirilmemesi durumunda ise, ıskat hükümleri uygulanır.

Scroll to Top