Türk Ticaret Kanunu Rehberi 2026 sayfasına ulaşmak ve detaylı olarak incelemek için tıklayınız.


Yasal yedek akçeler, anonim ve limited şirketlerde kanunun öngördüğü şartlar gerçekleştiğinde ayrılması gereken, şirketin mali yapısının korunmasına ve güçlendirilmesine hizmet eden yedeklerdir. Yasal yedek akçe ayrılması, yalnızca muhasebe açısından yapılması gereken bir işlem olmayıp şirketin kâr dağıtımı, genel kurul kararları, pay sahiplerinin kâr payı hakları ve yönetim organlarının sorumluluğu bakımından da önem taşır. Özellikle anonim şirketlerde kâr dağıtımına ilişkin genel kurul kararı hazırlanırken, dönem kârının tamamının pay sahiplerine dağıtılabilecek bir tutar olarak değerlendirilmesi doğru değildir. Öncelikle kanunen ayrılması gereken yedek akçelerin ve diğer zorunlu kesintilerin dikkate alınması gerekir.
Bu nedenle “yasal yedek akçe nedir?”, “yasal yedek akçe nasıl hesaplanır?”, “birinci tertip ve ikinci tertip yasal yedek akçe nedir?”, “yasal yedek akçe ne zaman ayrılır?” ve “yasal yedek akçe ne zaman kullanılabilir?” soruları şirketler açısından büyük önem taşır.
Yasal yedek akçe, Türk Ticaret Kanunu tarafından belirli şartların gerçekleşmesi halinde şirket bünyesinde tutulması zorunlu kılınan tutarlardır. Yasal yedek akçenin temel amacı, şirket kârının tamamının ortaklara dağıtılmasını önleyerek şirket özkaynaklarının belirli ölçüde korunmasını sağlamaktır. Bu sistem sayesinde şirketin mali yapısının güçlendirilmesi, olası zararların karşılanması ve şirket faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin desteklenmesi amaçlanır.
Yasal yedek akçeler özellikle kâr dağıtımı yapılan şirketlerde önem kazanır. Çünkü şirketin muhasebe kayıtlarında kâr görünmesi, bu kârın tamamının dağıtılabileceği anlamına gelmez.
Yasal yedek akçelerin ayrılmasının temelinde şirket malvarlığının korunması düşüncesi bulunmaktadır. Bir sermaye şirketinde elde edilen kârın tamamının her yıl ortaklara dağıtılması, şirketin özkaynaklarının zayıflamasına neden olabilir. Kanun koyucu bu nedenle belirli tutarların şirket bünyesinde bırakılmasını zorunlu tutmuştur. Yasal yedek akçeler;
hizmet eder. Bu nedenle yasal yedek akçe, yalnızca muhasebe kayıtlarında görülen bir tutar değil, şirketin kurumsal ve mali yapısının önemli unsurlarından biridir.
Anonim şirketlerde yasal yedek akçelere ilişkin temel düzenleme Türk Ticaret Kanunu’nun 519. maddesinde yer almaktadır. TTK sisteminde kanuni yedek akçeler bakımından özellikle iki temel ayrım önem taşır:
Bunların yanı sıra şirket esas sözleşmesinde kanuni sınırların üzerinde yedek akçe ayrılmasına ilişkin hükümler bulunabilir. Ancak esas sözleşmeye dayalı yedekler ile kanunun zorunlu tuttuğu yasal yedek akçelerin birbirinden ayrılması gerekir.
Birinci tertip yasal yedek akçe, anonim şirketin yıllık kârından kanunen ayrılması gereken ilk yedek akçe kalemidir. TTK m. 519 uyarınca yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır. Dolayısıyla genel kanuni yedek akçenin hesaplanmasında temel olarak iki unsur bulunmaktadır:
Bu düzenleme nedeniyle şirketin yasal yedek akçe hesabı yapılırken yalnızca ilgili yılın kârına bakılması yeterli değildir. Önceki yıllarda ayrılmış yedek akçe tutarı ile ödenmiş sermaye tutarının da dikkate alınması gerekir.
Basitleştirilmiş bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse, bir anonim şirketin ilgili hesap döneminde kanuni hesaplama bakımından dikkate alınacak yıllık kârının 2.000.000 TL olduğunu ve birinci tertip yasal yedek akçe bakımından üst sınıra henüz ulaşılmadığını varsayalım. Bu durumda yüzde 5 oranı üzerinden:
tutarında genel kanuni yedek akçe ayrılması gündeme gelir.
Ancak gerçek uygulamada yalnızca bu formülün uygulanması yeterli değildir. Dönem sonucu, geçmiş yıl zararları, sermaye yapısı, daha önce ayrılmış kanuni yedek akçeler ve kâr dağıtımına ilişkin diğer zorunlu unsurlar birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle şirketlerin kâr dağıtım tablolarında kullanılan muhasebe verileri ile hukuki hesaplamaların birbiriyle uyumlu olması gerekir.
Genel kanuni yedek akçenin toplam tutarı ödenmiş sermayenin yüzde 20’sine ulaştığında, TTK m. 519 kapsamında yıllık kârın yüzde 5’i oranındaki birinci tertip kanuni yedek akçe ayrılması bakımından bu sınır dikkate alınır. Burada önemli olan husus, yüzde 20 oranının her yıl elde edilen kâr üzerinden yeniden hesaplanan bir dağıtım oranı olmadığıdır. Bu oran, şirketin ödenmiş sermayesi ile genel kanuni yedek akçenin toplam seviyesinin değerlendirilmesinde kullanılan kanuni üst sınırdır. Ayrıca sermayede meydana gelen değişikliklerin yedek akçe hesabına etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
İkinci tertip yasal yedek akçe, anonim şirketin kâr dağıtımı yapması halinde gündeme gelen kanuni yedek akçe türüdür. TTK m. 519 sisteminde, pay sahiplerine yüzde 5 oranındaki birinci kâr payı ödendikten sonra, dağıtılması kararlaştırılan kâr payının yüzde 10’u oranında ikinci tertip kanuni yedek akçe ayrılması öngörülmektedir. Bunun yanında, pay sahipleri için belirli bir tutarın üzerinde kâr payı dağıtılmasına karar verilmesi halinde kanunun öngördüğü hesaplama sistemi ayrıca dikkate alınmalıdır. Bu nedenle ikinci tertip kanuni yedek akçe hesabı, yalnızca dönem kârının yüzde 10’u şeklinde yapılmamalıdır.
İkinci tertip yasal yedek akçe hesabında öncelikle şirketin kâr dağıtım kararının içeriği belirlenmelidir. Birinci kâr payı, ikinci kâr payı, intifa senedi sahiplerine yapılan ödemeler ve kanunun dikkate aldığı diğer dağıtım kalemleri birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle “ikinci tertip yasal yedek akçe = dönem kârının yüzde 10’u” şeklinde basitleştirilmiş bir hesaplama yapmak doğru değildir. İkinci tertip yasal yedek akçe, kâr dağıtım kararının içeriğine bağlı olarak ortaya çıkan özel bir hesaplama alanıdır.
Birinci tertip kanuni yedek akçe ile ikinci tertip kanuni yedek akçenin doğum şartları birbirinden farklıdır.
Bu nedenle şirketin kâr dağıtımı yapıp yapmadığının ikinci tertip kanuni yedek akçe hesabı bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Şirketin finansal tablolarında net dönem kârının bulunması, bu tutarın tamamının ortaklara dağıtılabileceği anlamına gelmez. Kâr dağıtımı yapılmadan önce;
dikkate alınmalıdır. Bu nedenle kâr dağıtım tablosunun hazırlanması, yalnızca net dönem kârının ortaklara dağıtılması şeklinde değerlendirilemez.
Yasal yedek akçe ile olağanüstü yedek akçe aynı nitelikte değildir. Yasal yedek akçe, kanunun öngördüğü şartlarda ayrılması zorunlu olan yedektir. Olağanüstü yedek akçe ise şirketin kâr dağıtım politikası, genel kurul kararı veya esas sözleşme hükümleri çerçevesinde şirket bünyesinde bırakılan tutarları ifade edebilir.
Dolayısıyla şirketin bilançoda yedek akçe göstermesi tek başına bunun yasal yedek akçe olduğu anlamına gelmez. Yedek akçenin kaynağı ve hangi hukuki dayanakla ayrıldığı belirlenmelidir.
Yasal yedek akçe ile şirket sermayesi birbirinden farklı özkaynak unsurlarıdır. Sermaye, şirketin kuruluşunda veya sermaye artırımı sonucunda taahhüt edilen ve yerine getirilen sermaye yapısını ifade eder. Yasal yedek akçe ise esas olarak şirket faaliyetlerinden elde edilen ve kanunun öngördüğü şekilde şirket bünyesinde tutulan tutarlardan oluşur. Yasal yedek akçenin bulunması, sermayenin artırıldığı anlamına gelmez. Aynı şekilde sermaye artırımı yapılması da tek başına yasal yedek akçe ayrıldığı anlamına gelmez.
Yasal yedek akçelerin kullanımı serbest bir kâr dağıtımı şeklinde değerlendirilemez. TTK m. 519 kapsamında genel kanuni yedek akçenin kullanılabileceği durumlar kanun tarafından sınırlandırılmıştır. Özellikle;
gibi kanunda öngörülen amaçlar bakımından yasal yedek akçeden yararlanılması mümkündür. Bu nedenle yasal yedek akçenin ortaklara doğrudan dağıtılabilecek serbest bir kaynak olarak görülmesi doğru değildir.
Yasal yedek akçelerin sermayeye eklenmesi, şirketin sermaye yapısına ve kullanılan yedeğin hukuki niteliğine göre değerlendirilmelidir. Özellikle iç kaynaklardan sermaye artırımında kullanılabilecek fonların belirlenmesi sırasında kanuni yedek akçenin hangi kısmının ve hangi şartlarla kullanılabileceğinin ayrıca incelenmesi gerekir. Bu nedenle “bilançoda yedek akçe var, tamamı sermayeye eklenebilir” şeklindeki genel bir yaklaşım doğru değildir. Sermaye artırımı öncesinde özkaynak kalemlerinin hukuki niteliği tek tek incelenmelidir.
Limited şirketlerde de şirketin kârının ortaklara dağıtılması ve yedek akçelerin ayrılması bakımından Türk Ticaret Kanunu’nda özel düzenlemeler bulunmaktadır. TTK m. 608 uyarınca kâr payı yalnızca kanun ve şirket sözleşmesi hükümlerine göre kullanılabilir.
Limited şirketlerde kâr dağıtımı değerlendirilirken anonim şirketlere ilişkin hükümler ile limited şirketlere özgü düzenlemelerin birbirine karıştırılmaması gerekir. Özellikle şirket türünün anonim şirketten limited şirkete veya limited şirketten anonim şirkete dönüşmesi halinde yedek akçe yapısının yeniden değerlendirilmesi önem taşır.
Limited şirketlerde yedek akçe ve kâr dağıtımı bakımından yalnızca anonim şirketlerdeki yüzde 5 ve yüzde 10 formüllerinin otomatik olarak uygulanması doğru değildir. Limited şirketin şirket sözleşmesi, Türk Ticaret Kanunu hükümleri, geçmiş dönem zararları, dağıtılabilir kârı ve varsa özel düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle limited şirketlerde kâr dağıtımı hazırlanırken şirket türüne özgü hukuki çerçevenin ayrıca incelenmesi gerekir.
Anonim şirketlerde yönetim kurulu, yıllık faaliyet dönemi sonuçlarının ve kâr dağıtımına ilişkin tekliflerin hazırlanmasında önemli bir role sahiptir. Yönetim kurulunun genel kurula sunacağı kâr dağıtım önerisinin kanuna, şirket esas sözleşmesine ve şirketin finansal durumuna uygun olması gerekir. Yanlış hesaplanmış yasal yedek akçe veya hukuka aykırı kâr dağıtımı, somut olayın özelliklerine göre yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bakımından sonuç doğurabilir. Bu nedenle kâr dağıtımı öncesinde yönetim kurulu kararları ile finansal tabloların birbirleriyle uyumlu olması önem taşır.
Anonim şirketlerde kârın kullanılması ve kâr paylarının belirlenmesi genel kurulun devredilemez yetkileri arasında yer almaktadır. Genel kurulun kâr dağıtımına ilişkin kararında, kanunen ayrılması gereken yedek akçelerin ve dağıtıma esas tutarın doğru şekilde belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararı hazırlanırken yalnızca ortaklara ödenecek kâr payının yazılması yeterli değildir. Kararın dayandığı finansal verilerin, ayrılan yedek akçelerin ve dağıtılabilir tutarın birbiriyle uyumlu olması gerekir.
Kanunen ayrılması gereken yedek akçelerin ayrılmadan kâr dağıtımına gidilmesi, kâr dağıtım kararının hukuki geçerliliği bakımından sorun oluşturabilir. Bu nedenle şirketin dağıtılabilir kârı belirlenirken yasal yedek akçe yükümlülüğünün öncelikle dikkate alınması gerekir. Özellikle ortaklara yüksek tutarda kâr payı dağıtılan şirketlerde, yedek akçe hesaplamasının yanlış yapılması sonradan ortaklar arasında uyuşmazlıklara ve şirket organlarının sorumluluğuna ilişkin sorunlara yol açabilir.
Uygulamada yasal yedek akçe hesaplarında çeşitli hatalarla karşılaşılmaktadır.
Net dönem kârı ile dağıtılabilir kâr aynı kavram değildir.
Birinci tertip ve ikinci tertip kanuni yedek akçenin doğum şartları farklıdır.
İkinci tertip yasal yedek akçe, doğrudan dönem kârının yüzde 10’u şeklinde hesaplanan bir tutar değildir.
Birinci tertip yasal yedek akçenin yüzde 20 sınırı bakımından ödenmiş sermaye önemlidir.
Şirket esas sözleşmesinde kanuni yedeklerden ayrı olarak özel yedek akçe hükümleri bulunabilir.
Geçmiş yıl zararları kâr dağıtım hesabında önemli sonuçlar doğurabilir.
Kâr dağıtımı hem finansal hem de hukuki bir süreçtir. Bu nedenle muhasebe hesapları ile şirketler hukuku hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Yasal yedek akçeler, şirketlerin yıl sonu finansal sonuçlarıyla doğrudan bağlantılı olmakla birlikte yalnızca muhasebe konusu değildir. Kâr dağıtım kararının hazırlanması, genel kurul kararlarının oluşturulması, yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisinin hazırlanması ve şirket esas sözleşmesindeki hükümlerin değerlendirilmesi şirketler hukuku açısından da önem taşır.
Özellikle aile şirketleri, çok ortaklı anonim şirketler, yatırımcı girişine hazırlanan şirketler, sermaye artırımı planlayan şirketler ve düzenli kâr dağıtımı yapan işletmeler bakımından yasal yedek akçelerin geçmiş dönemlerden itibaren doğru şekilde takip edilmesi önemlidir.
Altaş Kurumsal Danışmanlık tarafından şirketlerin yasal yedek akçe ve kâr dağıtım süreçlerinin Şirketler Hukuku bakımından değerlendirilmesine, genel kurul ve yönetim kurulu süreçlerinin hazırlanmasına ve şirketlerin mevzuata uyumunun güçlendirilmesine yönelik şirketler hukuku uyum danışmanlığı hizmetleri sunulmaktadır.
Yasal yedek akçeler, şirketlerin yalnızca muhasebe kayıtlarında yer alan teknik bir kalem değildir. Şirketin kâr dağıtım politikasını, özkaynak yapısını, pay sahiplerinin kâr payı beklentilerini ve yönetim organlarının sorumluluğunu doğrudan etkileyen önemli bir şirketler hukuku konusudur.
Anonim şirketlerde özellikle TTK m. 519 kapsamında birinci ve ikinci tertip kanuni yedek akçe hesaplarının birbirinden ayrılması gerekir. Birinci tertip yedek akçe bakımından yıllık kârın yüzde 5’i ve ödenmiş sermayenin yüzde 20’si sınırı dikkate alınırken, ikinci tertip kanuni yedek akçe kâr dağıtımının niteliğine göre hesaplanır.
Bu nedenle şirketlerde kâr dağıtım kararı hazırlanırken yalnızca dönem net kârına bakılması yeterli değildir. Geçmiş yıl zararları, kanuni yedek akçeler, şirket esas sözleşmesi, pay sahiplerinin kâr payı hakları ve dağıtıma ilişkin diğer kanuni şartların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Doğru hazırlanan yasal yedek akçe ve kâr dağıtım hesaplamaları, şirketin hem mevzuata uyumunu hem de kurumsal ve finansal yapısının sürdürülebilirliğini destekler.
Yasal yedek akçe, Türk Ticaret Kanunu tarafından belirli şartlarda ayrılması zorunlu tutulan ve şirket bünyesinde muhafaza edilen yedek akçedir.
Kanunun ayrılmasını zorunlu tuttuğu kanuni yedek akçeler bakımından şirketlerin ilgili yasal yükümlülüklere uyması gerekir.
Birinci tertip kanuni yedek akçe, anonim şirketlerde yıllık kârın yüzde 5’i oranında, ödenmiş sermayenin yüzde 20’sine ulaşıncaya kadar ayrılan genel kanuni yedektir.
İkinci tertip kanuni yedek akçe, kâr dağıtımı sırasında TTK m. 519’da öngörülen esaslara göre ayrılan kanuni yedektir.
Anonim şirketlerde birinci tertip kanuni yedek akçe bakımından temel oran yıllık kârın yüzde 5’idir. İkinci tertip kanuni yedek akçede ise kâr dağıtımının niteliğine göre kanunda öngörülen yüzde 10 oranı uygulanır.
Birinci tertip genel kanuni yedek akçe, ödenmiş sermayenin yüzde 20’sine ulaşıncaya kadar ayrılır.
Evet. Kanunen ayrılması gereken yedek akçeler dikkate alınmadan dağıtılabilir kârın belirlenmesi doğru değildir.
İkinci tertip kanuni yedek akçenin hesaplanması kâr dağıtımına bağlı olduğundan, somut olayda dağıtım kararı bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
Yasal yedek akçenin serbestçe ortaklara dağıtılabilecek bir kâr havuzu olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Kullanım amacı kanun tarafından sınırlandırılmıştır.
Bazı yedeklerin iç kaynaklardan sermaye artırımında kullanılabilmesi mümkündür. Ancak yedek akçenin hukuki niteliği ve kullanılmasına ilişkin kanuni şartlar ayrıca incelenmelidir.
Kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde genel kanuni yedek akçenin şirket zararlarının kapatılmasında kullanılması mümkündür.
Muhasebe kaydı bakımından mali bir unsur olmakla birlikte, ayrılması ve kullanılması şirketler hukuku kurallarına da tabidir.
Limited şirketlerde de kârın kullanılması ve dağıtımı konusunda kanuni düzenlemeler bulunmaktadır. Ancak anonim şirketlerdeki yedek akçe rejimi limited şirketlere otomatik olarak aktarılmamalıdır.
Birinci tertip kanuni yedek akçenin toplam tutarının belirlenmesinde ödenmiş sermayenin yüzde 20’si kanuni sınır olarak dikkate alınır.
Sermaye değişiklikleri, yasal yedek akçenin yüzde 20 sınırının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Kanunen ayrılması gereken yedek akçeler dikkate alınmadan kâr dağıtımı yapılması hukuki sorunlara yol açabilir.
Hayır. Yasal yedek akçe kanundan kaynaklanan zorunlu yedektir. Olağanüstü yedek akçenin kaynağı ve ayrılma şartları farklıdır.
Şirket özkaynaklarının korunması, mali dayanıklılığın güçlendirilmesi ve kâr dağıtımı ile şirket menfaatleri arasında denge kurulması bakımından önemlidir.
Özellikle yüksek tutarlı kâr dağıtımlarında, sermaye hareketlerinde, geçmiş yıl zararlarında, imtiyazlı pay yapısında ve şirket esas sözleşmesinde özel hükümler bulunduğunda profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.
Türk Ticaret Kanunu Rehberi 2026 sayfasına ulaşmak ve detaylı olarak incelemek için tıklayınız.

Bu hizmetimizi aşağıdaki hizmetlerimizle birlikte değerlendirerek şirketinizde bütüncül bir yapı oluşturulmasına katkı sağlayabilirsiniz:
Kurucumuz Dr. Soner Altaş, Ticaret Hukuku, Şirketler Hukuku, organize sanayi bölgeleri, denetim ve kurumsal yönetim alanında 25 yılı aşan uzmanlık ve deneyime sahiptir.
Kurucumuz Dr. Soner Altaş'ın akademik bilgisi ile uygulama tecrübesini bir araya getiriyoruz.
Ankara merkezli olarak tüm Türkiye'ye danışmanlık hizmeti vermekteyiz.
İhtiyacınıza özel pratik ve mevzuata uygun çözümler sunmaktayız.
Altaş Consulting Company’nin temeli, kurucusu Dr. Soner Altaş’ın güçlü akademik birikimi ve kamu deneyimine dayanmaktadır. Ticaret Hukuku, Şirketler Hukuku, organize sanayi bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve kooperatif konularında kaleme aldığı eserler ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nda geçen 24 yıllık kamu görevi boyunca edindiği derin tecrübe; ACC’nin uzmanlık yaklaşımının ana kaynağını oluşturmaktadır. Bu süreçte; aile şirketleri, anonim ve limited şirketler, organize sanayi bölgeleri (OSB), teknoloji geliştirme bölgeleri (TGB), endüstri bölgeleri (EB), Ar-Ge ve tasarım merkezleri, irtibat büroları, yatırım teşvikleri, kamu sermayeli şirketler, kooperatifler ve birlikler, ticaret, sanayi ve esnaf odaları ile üst kuruluşları gibi alanlarda mevzuat, uygulama ve denetim süreçlerinde kazanılan kapsamlı bilgi ile deneyim; Altaş Consulting Company’nin hizmet ve danışmanlık anlayışına yön vermektedir.
Bugün bu güçlü arka plan, danışanlarımıza güvenilir, çözüm odaklı ve yüksek katma değerli hizmet sunmamızın temelini oluşturmaktadır.
Kurucumuz Dr. Soner Altaş’ın “Anonim Şirketler Hukuku” kitabını incelediniz mi?